Veda 22 Şubatta Vizyonda
-
Film Hakkında
Selanik’te çocukluktan başlayan arkadaşlık, önce silah arkadaşlığına sonrasında cumhuriyetle birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar süren kardeşliğe dönüştü. Aralarındaki dostluk o kadar büyüktü ki biri öldüğünde diğeri de hayata veda etmek istedi…
Veda, ölüme meydan okuyan bir kuşağın hikayesi. Filmde sadece Atatürk’ün hayatı anlatılmıyor, aynı zamanda bir döneme ışık tutuluyor, filmde dostluk, savaş, aşk, sevgi gibi konular ‘insan olmak’ çerçevesinde tekrar ele alınıyor. “Veda” Salih Bozok’un anlatımıyla, bu dostluğun, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesi…
Veda’nın amacı, Atatürk’ü sadece Türkiye’ye anlatmak değil, aynı zamanda tüm dünyada Atatürk’ün tanınmasını sağlamak.
Senaryosunu Zülfü Livaneli’nin yazdığı ve yönettiği filmin görüntü yönetmenliğini Peter Steguer yaptı. Müzikler yine Zülfü Livaneli’ye ait. Çekimlerine 27 Ekim’de başlanan filmin senaryo çalışması 3 yıl sürdü ve çekimler 7 haftada tamamlandı. İtalya’dan ekipleriyle gelen Aldo Signoretti ve Vittorio Sodano saç ve makyajı yaptı. Veda için Türkiye’ye 1200 kg makyaj malzemesi geldi. Bu proje için 150 adet gerçek saçtan peruk yapıldı. Makyaj ve saç ekibi için 2 mobil kuaför ve makyaj salonu ve 1 adet makyaj laboratuarı özel olarak tasarlandı ve üretildi.
Tamamı yerli sermaye ile hazırlanan projede, 13 kişilik İtalyan ve Alman teknik ekip görev aldı. Türkiye’de ilk defa bir prodüksiyon için 12000 parça kostüm ve aksesuar Baran Uğurlu tarafından hazırlandı. Kostümler en ufak ayrıntısına kadar gerçeği yansıtabilsin diye dönemine uygun olarak eskitildi, renklendirildi, işlendi. Devamlı çalışan 29 araç, 98 kişilik ekip ve 2000 kişilik figurasyonla Türkiye’nin en kalabalık prodüksiyonu gerçekleştirildi. “Veda” çekimleri, Ayvalık, İzmir ve Antalya’da gerçekleşti. Savaş sahneleri doğal plato olan Seferihisar’da çekildi. Uşakizade Köşkü gibi gerçek mekanların yanısıra Atatürk’ün arabası ve vagonu da çekimlerde kullanıldı.
YAZAN-YÖNETEN: Zülfü Livaneli
YAPIMCI: Tibet Kaan Demirtaş, Özkan İpek
YAPIMCI: Sevda KaygısızResmi Site : Veda – Ölüme Meydan Okuyan Bir Kuşağın Hikayesi

Tarih:24 Şubat, 2010 Saat:15:01
Sevgili kaan abicim nasılsın iyimisin.mail adresimi eklersen sevinirim, selo ben selo
Tarih:24 Şubat, 2010 Saat:15:38
Kaan abi kim?
Tarih:2 Mart, 2010 Saat:03:59
Bu filmi henüz görmedim,filmi en yakın bir zamanda izledikten sonra bir yorum yazacağım.Yinede bu büyük hedefe emek verenleri kutluyorum.
Tarih:10 Mart, 2010 Saat:13:48
Veda filmini izledim.Filmin görsel ve ses efektleri çok iyi.Kostümler ve dekorlar da çok başarılı.Ancak,Atatürk doğru anlatılamamıştır.Bu büyük insanın en başından en sonuna kadar hayatını anlatmak ne kadar zor olursa olsun bir bilgi meselesidir.Senaryo çok önemlidir.Türk sinemacılığı senaryo konusunda her zaman sınıfta çakmasını bilmiştir.Veda filminin senaryosunda tesbit ettiğim hataları paylaşmak istiyorum.1)Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi eski bir zabittir,askerlikten ayrılmış ve ticaretle uğraşmıştır.Oğlu Mustafa’yı annesi Zübeyda Hanım mahalli mektebe göndermek ister,Ali Rıza Efendi ise Askeri Rüştüyeye gitmesini arzulamaktadır,ançak bu fikri Mustafa babasına empozse etmiştir,çünkü komşusunun oğlunu askeri kıyafetlerde görmüş ve ona özenmiş,bu isteğini babasına aktarmıştır.Filmde bu bilgi bypas edilmiştir.Ali Rıza Efendi siyasi davranarak Mustafa’yı önce mahalle mektebine yazdırmış,ardındanda askeri Rüştiyeye kaydettirmiştir.
2)Sultan vahdettin Atatürk’ü eşkiyayla mücadele etmesi için göndermiş değildir,İstanbul İngiliz İşgali altındadır,Samsun ve çevresinde işgale karşı direnen milli müfrezeler vardır ve Atatürk Samsuna gidecek ve düşman işgaline karşı direnen milli müfrezeleri etkisiz kılacaktır,bu nedenle Samsun’a gönderilmiştir,ama Mustafa kemal Samsuna çıkar çıkmaz tam tersi yönde hareket eder bu milli müfrezeleri düşman işgaline karşı birleştirir ve bu nedenle Atatürk’e tutuklama kararı çıkar.Veda filminde bu bilgilerde atlanmıştır,bunca büyük emek ve paralarla çekilen bir filmin bu denli bilgisizliğe düşmesi hayret edilecek bir durumdur.Büyük Atatürk Filmi yapılmalı ama bu filmin senaryosuhenüz yazılmadı,senaryoya önem vermeyen bir Yeşilçam filmçiliğide bu zorluğun üstesinden gelemez.Veda filmini görsel ve ses efektleri kurtaramamış ve kotaramamıştır.
Tarih:10 Mart, 2010 Saat:13:57
@Halit ŞENER yazdıklarına katılıyorum, fakat bu yönden bakarsak,film sadece gösteriş için yapılmış diyebilirim.. Yani ses ve görüntüye önem verilmiş ancak bilgi aktarımında hatalar var… ve senin şu son cümlen olayı açıklıyor nitelikte “enaryoya önem vermeyen bir Yeşilçam filmçiliğide bu zorluğun üstesinden gelemez.Veda filmini görsel ve ses efektleri kurtaramamış ve kotaramamıştır.”
Tarih:13 Mart, 2010 Saat:17:51
Saygıdeğer Çağrı,bu yorumunuza ben de temamen katılıyorum ve yazıma katkı sunduğunuz için teşekkürlerimi sunuyorum.Türk sinemacılığı büyük ve çok yaratıcı sinema yazarlarını yetiştiremedi,yönetmenler çoğu kez bir hikayeyi çekim senaryosuna çevirmeden filmler çektiler ve film piyasası yabancı filmlerin istilasına uğratıldı,uzun yıllarca sürdü bu.Şimdilerde ise TV dizilerinden bozma Türk filmleri çekiliyor ve sinema salonları sadece bu vasat filmlerle dolduruluyor,dünyada çekilen çok önemli filmlere bu nedenle sinema salonu bulunamıyor!Halbuki yerli ve yabancı filmlerin karma bir şekilde gösterime girmesi gerekir.Türk Medyasının ve ona bağlı dizi ve sinemacıların çok değersiz hikayeleri zoraki değere taşımak için halka empoze edişi,muhalif,yaratıcı özgün veya uyarlama eserlerin ve sinemada yeni yönetmenlerin ve sinema senaryo yazarlarının yetişmesinin önünü kesiyor;hiçte önemli olmayan bir kostüme veya sahne dekoruna harcadıkları paraların binde birini bile yaratıcı senaryo yazarına veremeyen bencil bir planlama vardır ve bu kutsal bir gelenekmiş gibi sürdürülmektedir.Sinema senaryo yazarına,bilgi ve yaratıcılığına maddi kaynak ayırmayan,eften püften hikayeleri yazanlara gereğinden fazla önem veren bir sinemacılık anlayışı sinema sektöründe yeni devrimlerin yaratılmasını engelliyor!”Halk bunu istiyor”mazaretine sığınarak halkın evlerine girerek her türlü mafya ilişkilerini ve komedi adına banallığı sanat icra ediliyor etiketiyle empoze ediyorlar!Uydurulan bir önermeleri vardır:”Komedi zor,dram kolaydır”diye.Bu sözü biri söylemiş ve bu şanlı sanatçı takımıda bu sözü diyalektiğe tutmadan baş üstünde tutmuşlardır ancak çok büyük bir yanılgı içindedirler.Dram sanatı içinde en güçlü komedi ögelerinide beraberinde taşıyan bir sanattır.Ama bizim şanlı sözde sanat erbaplarımız dramı ve komediyi birbirinden ayırmanın peşinde koşarak aslında sanata ve sanatçıya en büyük darbeleri,öldürücü darbeleri vurmaktalar!Büyük Atatürk’ün bir sözü vardır:”Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir”.Evet bu şanlı sanatçılarımız bunu”salaksız kalan bir milletin”şeklinde anlamışlardır.Maalesef bu ülkede iyi yetişmiş kişi ve kurumlar adeta yok denecek kadar azdır.Çünkü değersiz işlerden başlarını kaldırarak büyük önermesi olan işler birileri tarafından ve sistemli bir şekilde gözden düşürülüyor.Yine Büyük atatürk’ün bir önermesi vardır,der ki:”Devletin temeli müsbet bilim ve eğitimdir”.Evet,bu devleti yıkmak isteyenler maalesef devletin temelini müsbet bilimden,sanattan ve eğitimden uzaklaştırdılar ve devletimizin temeli ayaktadır demekte çok zorluk çekiyorum.